14 Eylül 2026 - Pazartesi

DÜZCESPOR'U SEVMEK

Düzcespor sahada 1-0 önde… Maçın bitmesine dakikalar kalmış. Tribünlerde herkesin beklentisi belli: Takımın galibiyetini kutlamak. Ancak 90+1’de sahada yaşanan gerilim, futbolun önüne geçiyor ve mücadele tatil ediliyor.

Yazar - Ali DİLBER
Okuma Süresi: 3 dk.
23 okunma
Ali DİLBER

Ali DİLBER

-
Takip EtGoogle News

Peki şimdi sormak gerekiyor: Düzcespor’u sevmek gerçekten böyle bir şey mi?

Futbolda zaman zaman tansiyon yükselebilir. Oyuncular arasında tartışmalar yaşanabilir, hakem kararları tepki çekebilir. Bunlar futbolun içinde vardır. Fakat tribünden sahaya yabancı madde atılması, kabul edilebilecek bir davranış değildir. Hele ki bunun sonucunda maçın tatil edilmesi, olayın boyutunu çok daha ciddi bir noktaya taşıyor.

Düşünün… Takımınız 1-0 önde. Üç puana sadece dakikalar kalmış. Belki sezon sonunda o üç puanın ne kadar değerli olduğunu konuşacaksınız. Ama bir kişinin kontrolsüz davranışı nedeniyle bütün takımın, kulübün ve taraftarların bedel ödeme ihtimali ortaya çıkıyor.

Peki giden sadece üç puan mı? Hayır. Böyle olayların kulübe sportif ve maddi sonuçlarının yanında çok daha ağır bir faturası olabilir: itibar kaybı.

Düzcespor yıllardır bu şehrin en önemli ortak değerlerinden biri. Takımı sevmek, maç günü tribüne gelip 90 dakika destek vermek, futbolculara moral vermek demektir. Takımı sevmek; öfkeye yenilip kulübün başını derde sokmak, sahaya madde atmak ya da maçın tatil edilmesine neden olmak değildir.

Taraftar elbette tepki gösterebilir. Hakemi eleştirebilir, futbolcuyu beğenmeyebilir, yönetimi protesto edebilir. Bunların hepsi demokratik tribün kültürünün parçasıdır. Ancak tepkinin sınırı, kulübün zarar gördüğü yerde başlamalıdır. Çünkü tribünde yapılan bir hareketin faturasını bazen o hareketi yapan kişi değil, binlerce taraftar ve koskoca bir şehir öder.

Şimdi Düzcespor camiasının kendisine sorması gereken soru çok basit: Biz bu takımı gerçekten seviyor muyuz, yoksa sadece kazandığında mı seviyoruz? Gerçek sevgi, zor anlarda belli olur. Takım öndeyken maçı sabote etmek değil, takımın yanında durmak gerçek taraftarlıktır.

Bir maçın sonucu değişebilir, üç puan geri gelebilir, sezonlar unutulabilir. Ama kulübün adıyla anılan kötü görüntüler kolay silinmez. Düzcespor’un ihtiyacı kavga değil, sağduyu; öfke değil, destek; kaos değil, tribün kültürüdür.

Ve son söz: Düzcespor’u sevmek, ona zarar vermemektir. Sahaya yabancı madde atarak, olay çıkararak, maçın tatil edilmesine sebep olarak Düzcespor sevilmez. Düzcespor; tribünde son düdüğe kadar takımının arkasında duran, yenilgide de galibiyette de formasını sahiplenen taraftarla büyür. 
Şimdi herkes ciddi ciddi düşünmeli: Düzcespor’u böyle mi seviyoruz?

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları