YENİ DÜZCE
Eski Düzce’de siyaset çoğu zaman söz üzerinden yürür dü. Kim ne dedi ? kime ne gönderme yaptı… Oysa şehirler sözle değil, projeyle büyür. Bugün Düzce’de konuşulması gereken tam da budur; yapılanlar ve yapılmakta olanlar.

Ali DİLBER
-Yapılanların önemlisi şudur:
Bu kentte geçmişte siyasi kavgalar, rant tartışmaları ve bitmeyen çekişmeler vardı. Enerji projelere değil, polemiklere harcanıyordu. Faruk Özlü döneminde bu kavgalar büyük ölçüde sona erdi. Yerini sağduyuya, ortak akla ve hizmet yarışına bıraktı. Bugün Düzce’de insanlar “kim kavga ediyor?”u değil, “ne yapılıyor?”u konuşuyor.
Şehirler polemikle değil, istikrarla büyür.
Göreve geldiği günden bu yana Düzce’yi günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla yöneten Dr. Faruk Özlü, ortaya koyduğu çalışmalarla “laf değil iş” diyen bir belediyecilik anlayışını sahaya yansıtmıştır. Alkışı bol vitrin projelerinden önce, kimsenin görmek istemediği ama şehrin geleceğini belirleyen alanlara eğilmiştir.
Önce en zor ve en az alkış alan yerden başlayalım: altyapı.
Düzce’nin yıllardır ötelenen su ve kanalizasyon meselesi bu dönemde ciddi biçimde ele alındı. Zaman zaman sularımız ile ilgili luşan problemlere çare olacak yatırımlar yapıldı, yapılmaya devam ediyor.
Kültür ve eğitim başlığında Düzce, belki de tarihinde ilk kez bu kadar güçlü bir hat çiziyor. Sabiha Ulusoy Kütüphanesi, Yahya Kemal Kitap Köşkü, Millet Bahçesi Kütüphanesi ve yolda olan dördüncü kütüphane Fibrebeton Kütüphanesi ile şehir adeta bir kültür adasına dönüşüyor. Buna Bilim Merkezi ve Çocuk Üniversitesi projeleri de eklendiğinde, Düzce’nin geleceğe sadece yol değil; akıl, merak ve bilinç de döşediği açıkça görülüyor.
Eğitime verilen önem yalnızca bu yapılarla sınırlı kalmadı. Belediye ile iş dünyası arasında kurulan güçlü diyalog, somut eserlerle karşılık buldu. İş insanlarıyla yapılan görüşmeler neticesinde Azmimilli Mahallesi’ne İsmetpaşa Ortaokulu, Aziziye Mahallesi’ne Kasım Aktaş Ortaokulu ve Karacahacımusa Mahallesi’ne Esin Olcay Lisesi gibi modern, donanımlı okul binaları kazandırıldı. Bu yaklaşım, belediyeciliğin yalnızca yol ve kaldırım yapmak olmadığını; kentin geleceğini emanet edeceğimiz çocuklar için kalıcı eserler bırakma sorumluluğunu da taşıdığını gösteriyor.
Şehrin nefes alanları genişliyor. İlk etabıyla Düzce’ye ciddi bir soluk kazandıran Millet Bahçesi’nin ardından Millet Bahçesi 2. Etap Projesi başlıyor. Cedidiye Meydan Projesi ise her belediye başkanının hayali; çünkü meydan yapmak cesaret ister. Trafiğiyle, esnafıyla, alışkanlıklarıyla şehri yeniden düşünmeyi gerektirir. Düzce bu eşiği aşmaya hazırlanıyor.
Yıllarca sorun olarak görülen Asar Deresi, yapılan ıslah çalışmalarıyla şehrin yükü olmaktan çıkarıldı; ardından Asar Kemer Park kurularak bölge sosyal yaşam alanına dönüştürüldü. Betonun değil, yeşilin ve kamusal alanın konuştuğu bir şehir anlayışı burada net biçimde hissediliyor.
Sanayi ve üretimde de önemli adımlar atıldı. Beltaş Modern Sanayi Sitesi ile şehir içinde sıkışan esnaf nefes aldı. Ahşap ve tasarımın ön plana çıktığı Mobilya Kent Projesi, Düzce’nin üretim gücünü markalaşma vizyonuyla buluşturdu. Melen Su Park mevkiinde kurulan modern Kokoreççiler Çarşısı ise ticarette düzen ve estetiği bir araya getirdi.
Ulaşımda sessiz ama stratejik bir gelişme yaşandı: Düzce’nin otoban çıkışları 1’den 3’e çıkarıldı. Bu adım, sadece trafiği rahatlatmakla kalmadı; sanayi, lojistik ve yatırımcı bakışını da kökten değiştirdi.
Turizmde yıllardır konuşulan ama bir türlü ayağa kaldırılamayan potansiyel bu dönemde somutlaştı. Konuralp Antik Kentinin ortaya çıkarılmasıyla tarih gün yüzüne çıktı. Akçakoca Saklıkoy Oteli, adeta atıl durumdayken yeniden turizme kazandırıldı. Aydınpınar Tesislerinde hayata geçirilen dome çadırlar ve bungalov evler doğa turizmine yeni bir soluk getirdi. Samandere Şelalesi çevresinde yapılan düzenlemelerle bölge daha nitelikli bir destinasyona dönüştürüldü.
Bugün yapılanlar yarın hatırlanır.
Ve görünen o ki, bu dönem Düzce sadece konuşulmayacak; iz bırakacak.
Sevgi Saygı ve Selamlarımla...