aohbet islami chat omegla türk sohbet cinsel sohbet dini chat plastik şerit iqos karton masura komatsu yedek parça çember makinası polyester çember pod türkiye juul pods juul pod puff bar glo deneme bonusu veren siteler deneme bonusu bonus veren siteler

URAL: SOSYAL MEDYA İNTİHARI ÖZENDİREBİLİYOR

İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde görevli Psikolog Zeynep Alçelik Ural, Düzce’de son dönemde artan intihar vakalarının en çok 15 – 35 yaş grubunda görülmeye başladığına dikkat çekti.

Gündem Yayın: 22 Temmuz 2024 - Pazartesi - Güncelleme: 22.07.2024 17:45:00
Editör -
Okuma Süresi: 7 dk.
348 okunma
Takip EtGoogle News

Bu tür eğilimlere sosyal medyanın da etkili olduğunu belirten Ural, intihar vakalarının önüne geçmek için bireylere tavsiyelerde bulundu.

 

 

Düzce’de son zamanlarda artan intihar olayları, ürkütücü boyutlara ulaştı. İntihar vakalarının önüne geçmek için psikolojik destek alınabildiğinin altını çizen İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde görevli Psikolog Zeynep Alçelik Ural, bu konuda öğretmen ve ebeveynlere büyük işler düştüğünü vurguladı. Ural, haber ekibimize yaptığı açıklamada, “Tedavi almak istememeleri ve gelecekle ilgili ümit etmemeleri hastalığın bir belirtisi... Yani dışarıya bile çıkmak istemeyecektir, çünkü burada bir hastalık durumu var. Buna rağmen aslında bir bakıma ‘zorlamak, bazen’ gibi yapmak bile çok işe yarar. Yani keyifliymiş gibi yapmaya başladığımızda, yüz kaslarımızdaki rahatlama bedeninize de yansır. Bazı durumlarda da bir kişiyle bu durumu konuşmak, iş birliği kurmak, içinde bulunduğu durumu tanımak ve duruma özgü tedbirler almak çok işe yarar. ‘Zaten canım istemiyor’ söylemi çok duymuş olduğumuz, çok alışık olduğumuz bir söylem. Canımızın istememesi değil bedenle zihindeki kimyayla ilişkili bir durumdur. Çok yaygın gözükür. Tedavisi de o oranda çok gelişmiştir. Hem psikoterapi yöntemi olarak, hem de farmakolojik ilaç tedavileri çok yaygındır. İş birliği kurmak birçok şeyi değiştirebilir. Sadece intiharı önlemek açısından değil, yaşamdan keyif almak ve üzerimizde bulunan roller vardır. Öğretmenlerdir, doktordur ya da esnaftır ya da bununla birlikte anne bir babadır kardeştir. Bu rolleri de verimli bir şekilde doyum olarak yardımcı olur.” diye konuştu.

“Hiçbir problem ölüm karşısında değerli değildir”

İntihar vakalarının diğer aile bireylerini de derinden sarstığını kaydeden Ural, “Bir de hiçbir problem ölüm karşısında değerli değildir. Yani ölüm çözebilecek bir problem yoktur, yani ölümün halledeceği hiçbir problem yoktur. Ölüm daha çok karmaşık, daha kaotik hale gelir. Çünkü biz şunu biliyoruz, intihardan sonra en az yakınındaki 6 kişiyi etkilediğini bilimsel olarak biliyoruz. Arda kalanlar, arkasında kalanlar, çok daha problem hale geliyor ve ailede de riski arttırıyor. Yani aile üyeleri intihar etmişse, biz direk risk grubu haline geliyoruz. Çünkü bulaşıcılığı olan da bir şey. O yüzden eğer çocuklarımızı düşünerek, ya da artık çevrem bir problem görüyor, benden kurtulsun olarak bakıyorsak bile, aslında bu problemi çok fazla katlayan bir süreç. Hem sosyolojik hem de psikolojik sorunlar bırakıyoruz ardımızda.” şeklinde konuştu.

“15-35 yaş grubu arasında istatistiksel olarak bir artış var”

İntihar vakalarının en çok 15 -35 yaş ile yaşı bireylerde görüldüğü dile getiren Ural, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Elbette bizim risk faktörü olarak gördüğümüz bir kesimle vardır, bunlardan bir tanesi genç nesildir. 15- 35 yaş grubunda istatistiksel olarak bir artış vardır. Birde ileri yaşlılık döneminde de artış vardır. Yaşamsal olarak bizim daime, bu hayatta görevimiz var. Nasıl ki bir çocuktan 3 yaşına geldiğinde ya da 2 yaşına geldiğinde tuvalet eğitimi istiyorsak, aynı şekilde gençlerden de birtakım beklentilerimiz var, yaşlılıkta da bir takım beklentilerimiz var. Gençlerden hayatlarını kurmasını istiyoruz ki; bu çok zor görevler yaşlılıktan da şöyle bir şey bekliyoruz, kendi yaşlılığımızdan da hayatı bütünleştirmeyi bekliyoruz. Yani nasıl bir hayatı yaşadığımızı gözden geçirip, bundan tatmin olmayı bekliyoruz. Eğer bu yaşamsal görevlerimizi yerine getiremiyorsak da, buralarda bazı krizler vardır ve bazı durumlarda bu krizleri tercih ederken, çözmeyi denerken bu tarz radikal yöntemlere gidilebiliyor. Bazen sağlık hizmetini almamakta, yaşlılık döneminde ya da sağlıkçılarla iş birliği kuramamakta altında çok yoğun bir öfke barındırabiliyor. Böyle diyebiliriz, ama burada dikkat edilmesi gereken husus şu; yani genelde yaşlılık dönemlerinde tasarlanan bir intihardan söz ederken, gençlik dönemlerinde biraz daha dürtüsel dediğimiz, ani bir kararla verilen intihar çok risk faktörüdür. Bu nedenle psikolojik sağlamlık ciddi anlamda devreye giriyor. Yani bir gencimize okullarda, aile içerisinde duygularla tanış olmayı, duygularla baş etmeyi, öfkeyi kabul edebilmeyi, üzüntüyü kabul edebilmeyi ve bu duygularla kalabilmeyi öğretebilmek çocukluk çağından itibaren çok kritik aslında öğretilerdir.”

“Sosyal medya intihar vakalarını özendirebiliyor”

Sosyal medyanın intihar olaylarını özendirebildiğini söyleyen Ural, “Daima vardır, çünkü bizim hayatımız içerisinde çok etkin unsundur medya. Medyayla ilgili şunu söyleyebiliriz, biz yapılan araştırmalarla birlikte 1900’lü yılların başından itibaren medyaya dair konulan ulusal medyaya dair konulan tedbirler var. Bir medya, intihar haberi hazırlanırken içerik düzenlenmesi yine yasa yoluyla belirlenmiştir. Kişiyi özendirici bir unsur kullanamazsınız, siz basın mensupları olarak, muhakkak çözüm yollarını içerisinde barındırmalısınız. Yani böyle durumlarda bunun bir çözüm olmadığını vurgulamakla mükellefsiniz. Fakat, sosyal medya da böyle bir denetleme unsuru yok ve bazen altındaki yorumlar özendirici ve kışkırtıcı olabiliyor ve bazen sosyal medya içeriğinde bizim asıl zorbalık dediğimiz siber zorbalığa maruz kalarak, kişilerin kendilerine dair öz saygılarını kaybettiklerini görüyoruz ve bu da intihar riskini çok fazla merkeze alabiliyor. Ya da şu tarafı da var sosyal medyada inanılmaz hayatlar var. Çok özendirici hayatlar var ve burada bir kıyas oluşabiliyor. Benim yaşadığım hayatın içerisindeyse, biraz acı var ve biraz ızdırap var ve bu ızdırap, hayat sanki beni dezavantajlı bir hayat sunmuşum gibi olabiliyor. Buda bu noktada medyanın aslında ne kadar etkili olduğunu gösteriyor ve bazen de intihar etmiş kişiler, yüceltilebiliyor ya da bu tarz paylaşımlar yapılabiliyor. Bunların denetimsiz olması çok fazla riski barındırıyor bu yüzden sosyal medya kullanan gençlerin denetlenmesi çok önemli. Ne tarz paylaşımlar, ne tarz içerikler paylaştıkları ve ne tarz içerikler takip ettikleri de çok önemli hale gelebiliyor. Burada da hem bizim aileler olarak üzerimize düşen görevler var çocuklarımıza tutunmamız lazım gençtir, ergenliktir deyip bırakmamamız lazım.” açıklamalarında bulundu.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.