OYUN KURMAYIN, KURDUĞUNUZ OYUNUN ALTINDA KALIRSINIZ!
GENÇLERİNE SAHİP ÇIKAN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKAR

Sadullah ÜNSAL
-Bu sabah (21 Ekim) Gençlik Spor İl Müdürlüğü tarafından organize edilen, Mehmet Zahid Kevseri Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin öğrencileriyle bir yürüyüş yaptık. Gençlik Spor İl Müdürü Zekeriya Bey’i, oradaki çalışanları tebrik ediyorum. Oradaki gençlerle, öğrencilerle kurulan diyaloğu, onlara verilen ruhu alkışlıyorum. İnşallah okçulukla ilgili bir çalışmaları var. Bir gün o okçuluk ekibiyle beraber oradan da yayın yaparız. Yani gençler geleceğin teminatı. Gençliğine sahip çıkan, geleceğine sahip çıkar. Başarılı buluyorum. Tebrik ediyorum. Allah utandırmasın.
TECRÜBELERİNİ AKTARMAYA DEVAM EDECEK
Kent Konseyi Başkanı oldu Sayın Orhan Yılmaz. Bir çeyrek asırdan fazla nakliyeciler camiasına, o camiaya büyük hizmetleri var. Ama o camia orada tabii son final pek hoş olmadı. Orhan Bey, bundan sonraki tecrübelerini Kent Konseyi’nde paylaşacak. Orhan Yılmaz. Düzce’ye çok ciddi katkılarının olacağına inanıyorum. Biz de ziyarete geldi. Kent Konseyi’nin yavaş yavaş organizasyonlarında Düzce’ye ne kattığını da hep birlikte göreceğiz. Başarılar diliyorum.
Bugün böyle güzelliklerle başlayalım. Güzelliklerle... Kızmadan, bazen beni eleştiriyor: “Sen ne bağırıyorsun?” Çok bağırılacak şey var aslında. Şimdi konuşulacak çok şey var. Hani böyle güzel güzel övdüğümüz zaman, saydığımız zaman, sevdiğimiz zaman pek dinlenmiyor. Ama konuşursak, eleştirirsek işte toplum buna gelmiş. Haberler de böyle.
Şimdi sosyal medya mecralarında, Facebook işte artık hangisiyse, bir medya kuruluşu... Sosyal medya insanın kendi medyası ama bir medya kuruluşu hâline geldi. Burada haberler yazılıyor veya yorumlar yapılıyor. Gayet güzel, tabii olacak bunlar.
Şimdi gözüme bir şey ilişti. Tuncay Şahin mi, Ferit Mutlu mu, İshak Şengüloğlu mu, Ümit Yıldırım mı? Hangisi başkan olsun? Kim karar verecek buna? Sosyal medyadan takip edenler. Peki, oy verenler? Oy verenler var mı orada? Yok. Vatandaş var.
Şimdi işin aslında şu var: Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı kaç yıl önce kurulmuş? Düzce’ye ilk defa kaç yıl sonra, yani yarım asırdan fazla, 1960’lara dayanıyor. Yarım asırdan sonra bir bina yapılmış. O binayı o şekilde kendi kudretiyle yapabilecek, o binanın egosunun içinde ezilmeyecek, o binanın maliyetinin, yükünün, haşmetinin karşılığında kendi malı, mülkü, imkânı olan adam olmalı. O binadan faydalanmayacak. O statüden faydalanmayacak. O binayı bir kere yapabilecek kadar bir asaleti ve gücü olmalı adamın. Ben böyle bir binada oturacağım diye ne oldum delisi olur adam. Olmaz yani. Kendisi öyle bir bina yapabilecek kadar kudreti olmalı. Var mı? Var. İshak Şengüloğlu’nda bu var.
İki, o araçlar var ya, belediyenin, makam araçları... O araçları alacak kudreti olmalı. O araçlara binecek asaleti de, o araçları alacak mahareti de, imkânı da olmalı. Yani oradan doymayacak. Oranın egolarıyla doymayacak. Oraya verecek, oraya hizmet edecek. Yani “Ne olur?” dediğimiz adamlar birçok yere layık görülüyor. Layık gören kim? Yani buradan söyledik. Netice itibarıyla AK Parti’de de Cumhur İttifakı’nda da alınan karar... Burada şu var: Ticaret Odası Başkanı İshak Şengüloğlu.
Burada 33 tane üyenin büyük bir bölümü, çok ekseriyeti bunu kabullenmiş durumda. Zaten herkesin elinde bilişler dolaşıyor. “Benim 14’üm var.” diyor. “Benim 7’im var.” diyor. Yalan yok yani. Bir şey yapıyorlar, oyun kurmaya çalışıyorlar. Pokerdeki oyun gibi oyun kurmaya çalışıyorlar.
Kim istiyor bu İshak Şengüloğlu’nu? Düzce’nin şehrül emini, belediye başkanı diyor ki: “Ben bununla çok iyi çalışırım.” Faruk Özlü Bey, tamam. Yani Ayşe Keşir Hanımefendi üç sene Ticaret ve Sanayi Odası’na çıkmadı, biliyorsunuz değil mi? Geldi, usulden geldi gitti. Niye? Bu yönetimi kabullenmedi.
DÜZCE’DE KAVGA DEĞİL UYUM İSTİYORUZ
Böyle mi olsun? Biz Düzce’de kavga etmek istemiyoruz. Ya biz milletin egosu için, birilerinin menfaati için, birilerinin çıkarı için kimseyi seçmiyoruz. Memleketin menfaati ve çıkarı diyoruz ya. Kimsenin menfaati, düzeni menfaatinin ve çıkarının üzerinden değil. Bütün şu andaki oyunlar böyle.
Şimdi Meclis Başkanı Ümit Yıldırım olsun. Burada bir varsayıma göre Ferit Mutlu’nun Meclis Başkanlığı için aday olacağı söyleniyor. Ha, Ferit Mutlu’ya da yakışır Meclis Başkanlığı, Ümit Yıldırım’a da yakışır. Ticaret Odası başkanlığında mutabık kaldık mı? Kaldık. Meclis başkanlığında da mutabık kalınsın. Ha, kalınmadı mı? Oylansın. Bu kadar basit.
PİŞMİŞ AŞA SU KATMANIN ANLAMI NE?
Meclis başkanlığı bir temsil makamı, icra makamı, yönetim kurulu... Şimdi bu tablo ortaya çıkmışken pişmiş aşa katmanın anlamı ne? Bak, bütün oyunları biliyoruz burada. Kimin hangi menfaatten, hesaptan, egodan, kıldan tüyden bu işlere karıştığını da biliyoruz. Burada isimleri tek tek söyleyelim mi? Konuşalım mı? Ucuzlatalım mı bu işi? Sizin ucuz hesaplarınızın ne kadar ucuz olduğunu Düzce görüp de sizin böyle cüce bir dev olduğunuzu görsün mü? Dev bir cüce olduğunuzu görsün mü? Ne istiyorsunuz ya? Bırakın bu oyun işlerini. Düzce’nin yol alması lazım. Düzce genç bir şehir. Düzce’nin büyümesi lazım. Bakın, ben burada aleni söylüyorum. Her zaman da söylüyorum ve söyleyeceğim de. Yarın ihtilaflı bir şey olsa, yanlış bir şey olsa, buradan söylenmesi gerekeni buradan, özelde söylenmesi gerekeni özelde söyleyeceğim.
DÜZCE FARUK ÖZLÜ NİMETİNDEN FAYDALANMALI
Düzceli, Faruk Özlü’nün nimetinden faydalanmalı. Net bu ya. Ben de arkasındayım. Diyorlar ki imalı konuşuyorsun. İmalı konuşmuyorum. Net, açık, bariz. Düzce’ye katacak olduğu hizmetlerin heyecanını biliyorum ve bu heyecanın arkasındayım. Yanlış, eksik, hatalı, görmediği bir şey olursa kendisini uyarırız. “Efendim, böyle böyle bir durum var.” Ha, dinlemedi mi? İnandık mı? O çok mu sıkıntı veriyor? Buradan konuşmaktan erinmeyiz ki. Buradan Faruk Özlü’yü eleştirmekten erinmeyiz ki. Mesele Düzce, gerisi teferruat. Lütfen buradan bakın. Bu Ticaret Odası’ndaki bu oluşumun karşısında farklı farklı oyun kurmaya çalışanlar, lütfen sizin menfaatiniz, sizin egonuz, sizin çıkarınız Düzce’nin çıkarının üstünde değil. Ve kurduğunuz oyunları, kurmaya çalıştığınız oyunları ben harfiyen biliyorum. Ve buradan da böyle gerek sosyal medyadan gerek buradan, nereden olursa olsun, o kurduğunuz oyunun ağırlığının altında kalırsınız. Adamı bırakırlar oyunun altında.
KAZANAN DÜZCE OLSUN!
Çok küçük ama çok küçük, çok basit oyunlar kurulmaya çalışılıyor. Kimse kazanmasın, Düzce kazansın. Düzce genç bir şehir. Düzce’nin ilerlemesi lazım. Düzce’nin büyümesi lazım. Düzce’nin huzura ihtiyacı var. Düzce’nin istihdama ihtiyacı var. Düzce’nin geleceğe ihtiyacı var. Bana ne sizin egonuzdan ya? Bize ne? Millete üç kuruş, beş kuruş paralar verip de farklı farklı, farklı farklı haber... Bugün Nusret Özsoy’un Tuncay Şahin’le ilgili bir paylaşımı var. Ben daha çok konuya girmek istemiyorum ama bugün aday olan Nusret Özsoy’un ağırlığı, bir değeri var.
Nusret Özsoy bile yaptığım telefon görüşmelerinde şu anda benim hitap ettiğim konularda benimle mutabık vaziyette. Birçok insan, hani Nusret Bey’in seçime girmesinden dolayı, “Ona verdim.” diyor. Ama insanlar bir yere kadar, bir yerden sonra bu iş böyle olmaz.
İRADE KOYULDU!
Devlet erkânı, yerel irade, şehrül emin İshak Şengüloğlu demiş. Siz kimsiniz ya? Bunlar devlet için, millet için, Düzce için bir karar vermişler. Bir değerlendirme yapmışlar. Sizin derdiniz ne? Menfaat, ego, hesaplaşma. Düzce’nin sivil toplum kuruluşları kimsenin babasının çiftliği değil. Kimsenin hesaplaşacak olduğu yer değil. Güzel güzel anlatıyoruz. Anlaşılmadığı zaman neye hesap ettiğinizi, hangi egoya, hangi menfaate, hangi çıkar hesabına ne olduğunu buradan söylemekten de erinmeyiz. Milletin vaktini almak istemiyoruz. Başka bir şey yok. Sizin seviyenize düşmek istemiyoruz. Dert bu.