“KUDUZDA ZAMANINDA MÜDAHALE HAYAT KURTARIYOR”

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Dilek Akıncı, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü dolayısıyla kuduz hastalığı, bulaşma yolları, riskli temaslar, belirtiler ve korunma...

Gündem Yayın: 25 Eylül 2026 - Cuma - Güncelleme: 25.09.2026 13:49:00
Editör -
Okuma Süresi: 7 dk.
74 okunma
Takip EtGoogle News

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Dilek Akıncı, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü dolayısıyla kuduz hastalığı, bulaşma yolları, riskli temaslar, belirtiler ve korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.

Öğretim Üyesi, kuduzun belirtileri ortaya çıktıktan sonra neredeyse tamamen ölümcül seyrettiğini belirterek, hayvan teması sonrasında zaman kaybetmeden doğru müdahalenin yapılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Kuduz hastalığının, kuduz virüsünün neden olduğu, merkezi sinir sistemini etkileyen ve belirtiler ortaya çıktıktan sonra olguların neredeyse tamamında ölümcül seyreden bulaşıcı bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Dilek Akıncı, virüsün insan vücuduna genellikle enfekte bir hayvanın ısırığı veya tükürüğünün açık yara ya da mukoza (ağız, burun iç yüzeyi) ile teması sonucunda girdiğini söyledi.

Virüsün giriş noktasından itibaren sinirler boyunca yavaşça ilerleyerek beyne ulaştığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Akıncı, “Bu süreç kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle birkaç hafta ile birkaç ay arasında sürebilir; ısırığın baş-boyun bölgesine yakınlığı ve derinliği bu süreyi kısaltabilir. Virüs beyne ulaşmadan önce koruyucu aşılama ile hastalık tamamen önlenebilir; bu nedenle temas sonrası geçen süre hayati önem taşır.” dedi.

“Yara En Az 10-15 Dakika Boyunca Bol Su ve Sabunla Yıkanmalı”

Hayvan ısırığı veya tırmalaması sonrasında yapılması gereken ilk müdahaleye de dikkat çeken Akıncı, yaranın bol su ve sıvı bir sabunla en az 10-15 dakika boyunca yıkanması gerektiğini belirtti.

Dr. Öğr. Üyesi Akıncı, “Bu basit uygulama, bölgedeki virüs yükünü önemli ölçüde azaltarak enfeksiyon riskini düşürür. Yapılan çalışmalarla da bu durum kanıtlanmıştır. Yara temizlendikten sonra üzerine antiseptik bir solüsyon uygulanabilir; ancak yara dikilmemeli veya kapatılmamalıdır. Fakat kanama fazla ise yaranın üst kısmına turnike uygulanabilir ve tampon şeklinde yaraya baskı yapılabilir. Bu ilk müdahalenin ardından vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve gerekli değerlendirme yapılmalıdır. Sağlık kuruluşu uygun görürse tekrar yaraya yıkama yapabilir.” ifadelerini kullandı.

“Her Isırık Aynı Risk Düzeyine Sahip Değildir”

Her hayvan ısırığının aynı risk düzeyine sahip olmadığını ancak risk değerlendirmesinin mutlaka bir sağlık profesyoneli tarafından yapılması gerektiğini belirten Öğretim Üyesi, özellikle sahipsiz veya davranışları anormal olan hayvanlarla temaslarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

Dr. Öğr. Üyesi Akıncı, “Özellikle sahipsiz veya davranışları anormal olan hayvanlarla (köpek, kedi, yarasa, tilki, kurt gibi) temas; hayvanın kışkırtılmadan saldırması; ısırığın baş, yüz, boyun veya el gibi bölgelerde olması; derin ve çok sayıda yara bulunması yüksek riskli kabul edilir. Ayrıca hayvanın aşı durumu bilinmiyorsa veya hayvan gözlem altına alınamıyorsa, koruyucu aşı programı genellikle başlatılır. Aşılı ve gözlem altında tutulabilen evcil hayvanlarla temaslarda ise doktorun değerlendirmesine göre farklı bir yaklaşım izlenebilir.” dedi.

“Belirtiler Başladığında Hastalığın Seyri Neredeyse Hiçbir Zaman Durdurulamıyor”


 

Kuduzun belirtilerinin başlangıçta ateş, halsizlik, baş ağrısı ve ısırık bölgesinde karıncalanma gibi belirsiz şikayetlerle ortaya çıkabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Akıncı, hastalık ilerledikçe huzursuzluk, kaslarda kasılmalar, aşırı salya artışı, suya karşı korku (hidrofobi) ve felç gibi nörolojik belirtilerin görülebileceğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Akıncı, “Bu belirtiler başladığında virüs artık merkezi sinir sistemine ulaşmış demektir ve bilinen tıbbi yöntemlerle hastalığın seyri neredeyse hiçbir zaman durdurulamaz; vaka ölümle sonuçlanır. Bu nedenle kuduzda tedavinin anahtarı, belirtiler ortaya çıkmadan önce, hatta temas sonrası mümkün olan en kısa sürede koruyucu aşılamanın uygulanmasıdır.” şeklinde konuştu.

“Evcil Hayvanların Kuduz Aşıları Düzenli Olarak Yaptırılmalı”

Kuduzdan korunmada evcil hayvanların düzenli olarak aşılanmasının en etkili yöntemlerden biri olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Akıncı, sahipsiz ve yabani hayvanlarla temastan kaçınılması gerektiğini belirtti.

Dr. Öğr. Üyesi Akıncı, “Evcil hayvanlara düzenli olarak kuduz aşısı yaptırılması, hastalığın önlenmesinde en etkili yöntemlerden biridir. Sahipsiz veya yabani hayvanlarla temastan kaçınılmalı, tanınmayan hayvanlar dikkatli beslenmelidir. Çocuklar, hayvanlarla temas konusunda bilinçlendirilmeli ve yalnız bırakılmamalıdır. Herhangi bir ısırık veya tırmalama durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması son derece önemlidir.” dedi.

“Hiçbir Hayvan Teması Önemsiz Olarak Değerlendirilmemeli”

28 Eylül Dünya Kuduz Günü dolayısıyla vatandaşlara da önemli mesajlar veren Dr. Öğr. Üyesi Akıncı, kuduzun önlenebilir olmasına rağmen belirtiler başladığında ölümcül seyreden bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Akıncı, “Bu nedenle vatandaşlarımıza en önemli mesajımız şudur: Hiçbir hayvan teması, ‘önemsiz’ olarak değerlendirilmemelidir. Isırık, tırmalanma veya salya teması sonrası zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak, hayat kurtarır. Bunun dışında evcil hayvanlarımızın aşılarını düzenli yaptırarak hem kendimizi hem de toplum sağlığını koruyabiliriz.” dedi.

Hayvanın provokasyon sonucu ısırması veya tırmalamasının risk açısından farklı değerlendirilebileceğini ancak bunun riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini belirten Öğretim Üyesi , “Provokasyon olunca ısırma veya tırmalama daha az risklidir, ama bu risk yok anlamına gelmez. Tüm temaslar risklidir, sadece risklerin düzeyi vardır ve buna ancak bir sağlık kuruluşu karar verebilir.” ifadelerini kullandı. Vatandaşların en sık yönelttiği sorulardan birinin kuduz aşısının ertelenip ertelenemeyeceği olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Akıncı, “Ayrıca en sık karşılaştığımız sorulardan biri ‘Aşıya, yarın veya sonra gitsem olur mu?’ sorusudur. Aşıyı geciktirmek bir ihmaldir ve garantisi yoktur. Ancak ilk saatlerde başvuranlarda ve yara bakımı gibi koruyucu müdahalenin tüm aşamalarını doğru yapanlarda neredeyse %100’e yakın koruyucudur. Yara temizliği olay olur olmaz yapılmalıdır.” dedi.

Dünya Kuduz Günü dolayısıyla vatandaşları duyarlı olmaya davet eden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Dilek Akıncı, “Dünya Kuduz Günü'nde tüm vatandaşlarımızı bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.