Kalpler, Ancak Allah'ı Anmakla Huzur Bulur (2)

1 Eylül 2016 12:00
A
a

Yüce Allah, kullarına kendisini anmalarını emrederek şöyle buyurmuştur: “… Beni anın ki ben de sizi anayım…” (Bakara, 2/152) Bir kutsî hadiste ise Allahu Teâlâ, kullarının zikirlerine karşılık olarak onları zikrettiğini bildirmiştir. (İbn-i Hanbel, III, 430) Hz. Peygamber (s.a.s.) de Allah Teâlâ’nın; “Ben kuluma, hakkımdaki zannına göre muamele ederim. Beni zikrettiğinde Ben onunla beraberim. O Ben’i kendi içinde zikrederse, Ben de onu kendi nefsimde zikrederim. O Beni bir topluluk içinde zikrederse, Ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde zikrederim” buyurduğunu bildirmiştir. (Buharî, Tevhid, 15; Müslim, Zikir, 2)

İnsanı Yüce yaratıcısını anmaktan alıkoyan bir takım etkenler vardır. Kur’an, bunlardan birinin şeytana uymak olduğunu bildiriyor: “Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.” (Mâide, 5/91) Demek oluyor ki, içki ve kumar gibi kötü alışkanlıkların pek çok zararlarından biri de kişiyi Allah’ı anmaktan alıkoymasıdır. Allah’ı zikirden uzak kalmak şeytanın arzusu olduğuna göre mü’min, ona muhalefet ederek, Allah’ı çokça zikretmeli ve kendisini Allah’ı anmaktan alıkoyan her türlü davranıştan sakınmalıdır.

Allah’ı anmaktan alıkoyan diğer bir neden ise; mal ve evlat sevgisi olarak gösterilmiş ve mü’minler bu engellere karşı uyarılmıştır: “Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.” (Münafikûn, 63/9)

İnsanın çoluk-çocuğuyla ilgilenmesi, onlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesi, ailesinin geçimini temin için ticaret vb. işlerle uğraşması, mal-mülk edinmesi gayet tabiidir. Ancak mü’min ölçülü olmalı, ne evlat sevgisi, ne de dünya hayatının türlü meşguliyetleri onu Allah’ı anmaktan, O’na kulluktan alıkoymamalıdır. Zira Kur’an’da, dünya hayatına ve nefsinin arzularına kendini fazlasıyla kaptırarak Allah’ı anmaktan gafil olan (Kehf, 18/28) kimseler kınanmıştır. Ayrıca “Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma” (A’râf, 7/205) buyrularak, Allah’ı zikretmeyenlerin gafillerden olacağı bildirilmiştir. Gafletten ve Allah’ı unutmaktan kurtulmanın yolu zikirdir.

İnsanlardan ticaret, alış-veriş gibi dünyevî birçok meşguliyetleri bulunduğu halde, her hâlükârda Allah’ı anmaktan geri kalmayan kimselerden ise övgüyle bahsedilmiştir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar vardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.” (Nûr, 24/37)

Zikirle meşgul olan kimseler, dünyada huzurlu ve mutlu oldukları gibi ahiret hayatında da mesut ve bahtiyar olurlar. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlu, Allah’ın zikri haricinde, kendisini Allah’ın azabından daha çok kurtaran başka bir amel işlememiştir.” (Muvatta, Kur’an, 24)

Allah’ı zikretmekten gafil olanlar ise, hem dünya hem de ahiret hayatında huzur ve mutluluktan mahrum kalacaklardır. Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.” (Tâhâ, 20/124)

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), üzerlerine şefkatle titrediği ümmetini kıyametin dehşetinden korumak ve ahiret hayatına hazırlanmaları için her fırsatta uyarırdı. Sahabilerinden Übey bin Kâ’b (r.a.)’ın anlattığına göre Peygamberimiz (s.a.s.) gecenin üçte ikisi geçince kalkar ve şöyle buyururdu: “Ey insanlar! Allah’ı zikredin! Allah’ı zikredin! Yeri yerinden oynatan birinci sûr üflenecek! Arkasından ikincisi gelecek! Ölüm bütün şiddetiyle gelip çatacak! Ölüm bütün şiddetiyle gelip çatacak!..” (Tirmizî, Kıyâmet, 23)

Netice olarak; zikir, her durumda Allah’ı ve O’na karşı olan sorumluluklarımızı hatırlamak, bütün davranışlarımızda O’nun rızasını gözetmek, ayrıca Allah’ın hoşnut olduğu sözleri dilimizle söylemektir. Allahu Teâlâ’yı zikretmek, O’nu her fırsatta güzel isim ve sıfatlarıyla anmak kalplere huzur verir, gönülleri rahatlatır, insana dert ve kederlerini unutturur, hastalıklara şifa olur. Zikir, mü’minlere birçok faziletin kapılarını açar, çokça ecir ve sevap kazandırır.

Öyleyse; kalbimizin gafletten ve günah kirlerinden arınarak huzura kavuşması için her durumda Allah’ı çokça anmalı, O’nu hatırımızdan bir an olsun çıkarmamalıyız.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sitemiz yenilendi, tasarımı sizce nasıl ?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat