İMANIN ÖNEMİ

Gazetemizin kıymetli okuyucularını,yönetici ve çalışanlarını en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum…….Gazetemizde Cuma günleri okuyucularımızla buluşma imkânı veren gazetenin yönetimine şükranlarımı sunuyorum.Okuyucularımıza önemli gördüğüm dini konularda,mübarek gün ve gecelerle ilgili konularda, haftalarla ilgili ,bilgilerimi paylaşmaya gayret edecek, aynı zamanda okuyuc

16 Ekim 2020 15:14
A
a

Gazetemizin kıymetli okuyucularını,yönetici ve çalışanlarını en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum…….Gazetemizde Cuma günleri okuyucularımızla buluşma imkânı veren gazetenin yönetimine şükranlarımı sunuyorum.Okuyucularımıza önemli gördüğüm dini konularda,mübarek gün ve gecelerle ilgili konularda, haftalarla ilgili ,bilgilerimi paylaşmaya gayret edecek, aynı zamanda okuyucularımızın teklif edeceği konulara da yer vermeğe çalışacağım.İlk yazımızda en önemli sermayemiz olan,her şeyin başlangıcı olan, hepimizin ortak özelliği olan, imanın öneminden bahsedeceğim.
Dünya’da insan olarak elde ettiğimiz çeşitli değerler vardır. Bunlardan bir kısmı maddi bir kısmı da manevidir. Bir kısmı da hem maddi hem de manevidir. Şüphesiz bu değerler içerisinde en kıymetli olanı imandır. İman, hem dünyadaki hem de ebedi dünyamız olan ahiretteki mutlu hayatın elde edilmesinde de yegâne şarttır.
İman, kelime olarak, inanmak, güvenmek, tasdik etmek, emin olmak, verilen bir habere kalpten inanmak, haberi getireni tasdik etmek, bir şeye tereddüde düşmeksizin inanmak anlamlarına gelir. Arapça “e-m-n-“ kökünden türemiş “if’al” kalıbında bir mastardır. İman kelimesi Kur’an-ı Kerim’de sekiz yüz yetmiş üç ayette geçmektedir.
Terim olarak çeşitli şekillerde tarif edilen imanı, en geniş bir şekilde şöyle tarif edebiliriz;
 “Allah'a, O’ndan başka ilâh olmadığına, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in Allah'ın Kulu ve Resulü olduğuna, O’nun Allah’tan getirdiklerine, Allah'ın meleklerine, kitaplarına, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmak, inancı kalp ile tasdik edip, dil ile ikrar etmek ve İslâm’ın esası olan rükünlerle amel etmektir”.[1]  Bu şekilde iman eden kimseye de “Mü’min” denir. “Mü'min, hem inandığı gücün sağladığı güven içinde emin olan; hem de kendisi başkalarına güven veren insan demektir.”
 
Mü'min, hem Allah'ın, hem de inanan insanın sıfatıdır. Esmaü'l-Hüsna’dan biri, El-Mü'min'dir. Allah'ın Mü'minliği, güven verici, güven kaynağı olmayı; insanın Mü'minliği de El-Mü'min'e (Allah'a) güvenmeyi ve inanmayı ifade eder. İman, bu karşılıklı güvenin işleyişidir. Allah'a güven tam olmadan iman olmaz. Allah'a güvenin tam olması için, O'nu her şeyden fazla sevmemiz, O'nun emir ve hükümlerini de her şeye tercih etmemiz gerekir. Ayeti kerimede olması gereken sevgi şöyle ifade edilir. "İman edenlerin Allah'a olan sevgileri çok fazladır."[2] Bu sevgi ve bağlılıkla birlikte Mü’min, namaz kılmakla, infak yapmakla, Kur’ana inanmak, Kur’an’dan öncekilere inanmak, âhiret hayatına da kesin olarak inanmakla Allah’ın hidayetine kavuşur ve kurtuluşa da böylece ulaşır.[3]
 
İman Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerimde emrettiği hususların başında gelir. Bu ayetlerden bazıları şunlardır.
 
 "Elinizdekini tasdik etmek üzere indirdiğim Kur'an'a iman edin." [4] "Allah'a ve Peygamberine iman edin. Eğer iman eder ve takvalı olursanız en büyük mükâfat sizindir."[5]  "Ey iman edenler, Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, son derece büyük bir sapıklığa düşmüş olur."[6]  "Gerçek iyilik, yüzünüzü doğuya veya batıya döndürmeniz değil; Allah'a, ahirete, meleklere, kitaplara ve Resullere iman etmenizdir..."[7]
 
Yine Kur’an-ı Kerimde Yüce Allah Mü’mini, Allah'ın yardımcısı, Allah'ın dostu, velisi olarak nitelendirilmiştir.[8] Aynı ayeti kerimeler Allah’ın Mü’minlerin yardımcısı olduğunu da bildirmektedir.
 
İman etmek, Allah’a itaat ve teslimiyet ile mümkün olur. Tam bir itaat, ibadet ve teslimiyet olmadan Mü’min olmak, iman etmek mümkün değildir. Kur’an’da bu hususa şöyle işaret edilmiştir. "İnsanlardan öyle kimseler vardır ki: 'Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler; hâlbuki onlar, mü'min değillerdir." [9]"Allah'a ve Peygamber'e iman ve itaat ettik derler. Sonra da onlardan bir grup, bunun ardından yüz çevirir, bunlar mü'min değillerdir."[10] "Ey iman edenler, Allah'tan ittika edilmesi gerektiği kadar ittika edin ve ancak Müslüman olarak ölün, başka şekilde değil."[11] İmanın, gerçek iman olup olmadığının ortaya konması için Allah tarafından insanlar imtihan edilir: "İnsanlar, 'iman ettik' demekle bir imtihana çekilmeden bırakılıvereceklerini mi zannediyorlar? Hâlbuki Biz, kendilerinden öncekileri de denemiştik. Allah, elbette imanlarında doğru/sadık olanları ortaya çıkaracaktır ve elbette yalancı olanları da belirleyecektir."[12]
 
Allah’a iman, insan ile yaratıcısı arasında en kuvvetli bağı teşkil etmektedir. Zira yeryüzünde en şerefli varlık insandır. İnsanın en önemli yeri de kalbidir. Kalbin de en kıymetli varlığı imanıdır. Bu bakımdan iman ve hidayet, nimetlerin en üstünü ve Allah’ın en büyük lütfüdür. “Allah imanı size sevdirdi. Onu kalplerinizde süsledi. Küfrü, fâsıklığı ve isyanı size çirkin gösterdi. İşte rüştünü bulanlar da onların ta kendileridir.”[13]
 
İman amellerde tezahür etmelidir, kendisini amellerle göstermelidir. Güneşten ısı, gülden koku saçıldığı gibi, imandan da ameller saçılmalıdır. İmanın söz, fiil ve eylemlerle ispatlanması gerekir. Yoksa iman, birtakım istek ve temennilerden ibaret değildir. İman, kalpte yerleşip amelde kendisini gösteren amildir. İman, Allah ve Resulünü sevmeden, tam bir şekilde inanmadan olmaz. Hem öyle ki, bir mü’min için, Allah ve Resulü’nün her şeyden sevimli olması gerekir. Bu sevginin mutlaka amel ve fiillerle ispatı da gereklidir. Aksi halde, sadece söz ile sevgi olmaz. Sevginin tezahürlerinin olması gerekir. Allah’ı ve Resulünü sevmek demek de, Allah’ın hükümlerine ve Resulullah’ın tebliğlerine fiilen bağlanmak ve uygulamak demektir. Bu konuda Allah şöyle buyurmaktadır. “De ki, eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesata uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza gitmekte olan meskenler size Allah’tan, Onun Peygamberi’nden ve O’nun yolundaki cihattan daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleye durun. Allah, fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” [14]
 
İman, ancak gerçek bir sevgiyle; Allah’a karşı sevgi, Resulüne karşı sevgi ve Kur’an’ın tümüne karşı sevgi ile tamamlanır. Resulullah bu konuda şöyle buyurur: “Şu üç şey kimde olursa, o kimse imanın zevkini alır:
 
1- Kendisine, Allah ve Resulü’nün her şeyden sevimli olması,
 
2- Sevdiği kişiyi sadece Allah için sevmesi,
 
3- Ateşe atılmaktan nefret ettiği gibi, küfre dönmekten de nefret etmesi.” “Sizden biriniz beni, anasından, babasından, çocuğundan, kendi nefsinden ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olamaz.”
 
İman, Allah ve Resulü’ne karşı sevgide şekil aldığı gibi, hayatın bütün alanlarında da kendisine uygun şekil almalı ve yegâne ölçü aracı olmalıdır. İmanına zarar verecek davranışlardan kaçınmalı, imanını artıracak davranışları yerine getirmelidir. Allah'a kullukta, namaz, oruç, zekât, hac, helâl kazanç, insanlarla iyi geçinme, kendisine verilen görevi yerine getirmede, her türlü haram ve helâle uymada iman kendini göstermelidir. Mü’min hayat boyunca gücünün yettiği ölçüde malları ve canlarıyla imanın istikametinde olmalıdır."Mü'minler ancak, Allah'a ve Resulü’ne iman eden sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla çalışanlardır. İşte doğrular ancak onlardır." [15]
 
İman ağacının mutlaka eseri ve meyvesi görülmelidir. İmanın meyvesi, her an Allah'ı bilmek, onun kontrolü altında olduğumuzu bilmek, seven ve sevilen insan olmaktır.  Muhakkak ki Allah'ı bilen kişi, kendini de bilir, O'nun sevgisinden uzaklaşmaktan korkar ve ona göre hayatına yön verir. Hayatına arzusu istikametinde değil Allah ve Resulünün emirleri istikametinde devam etmeye çalışır. Hayatın bu dünyadan ibaret olmadığını bilir, hem bu dünyayı hem de ebedi olan ahiret hayatını kazanmanın gayreti içinde olur. Hepinize saygılarımla…….                                                                            
 
                                                                                                          Mehmet Sönmezoğlu
                                                                                                          Müftüğının en güzel göstergesi de, Allah’ın emirlerine, Kur’ana uymaktır. er bunlardır. Kim Allah'a ve Resulü’ne itaat ederse, Allah'a saygı duyar ve O'ndan sakınırsa, işte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir

 


[1] Nisa,136/ Kalbi Hayat. Dr. Adem Ergül, ( Müslim, İman; 1, 5, 7)

[2] Bakara,165

[3] Bakara,1-5

[4] Bakara,41

[5] Âl-i İmran,179

[6] Nisa,136

[7] Bakara,177

[8] Muhammed, 7-11;Saff, 14; Âl-i İmran, 68.                                                              

[9] Bakara, 8

[10]Nur, 47

[11]Âl-i İmran, 102

[12]Ankebut, 2-3

[13]Hucurât, 7

[14]Tevbe, 24

[15] Hucurât, 15

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sitemiz yenilendi, tasarımı sizce nasıl ?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Düzce Manşet Gazetesi - Düzce Asayiş Güncel Sağlık Eğitim Siyaset Spor Haberleri